Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nden korkutan haberler gelmeye devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), ülkenin doğusundaki Ituri eyaletinde patlak veren Ebola salgını için uluslararası halk sağlığı acil durumu ilan etti. Rakamlar hiç iç açıcı değil; tam 246 şüpheli vaka var ve bunlardan 65’i maalesef ölümle sonuçlandı. Durum ciddi arkadaşlar, DSÖ yetkilileri adeta alarm zillerini çalıyor.
Bakın ne oldu, 15 Mayıs’ta açıklanan bu acil durum kararı aslında bir uyarı niteliğinde. Sağlık yetkililerine göre mevcut salgın, nadir görülen bir Ebola varyantı olan “Bundibugyo” tipi. Bu varyant daha önce Sudan’ın Nzara kentinde ve KDC’de de görülmüşdü. Yani hastalık bize yabancı değil ama bu tip, diğerlerine göre daha az biliniyor ve mücadelesi de o kadar zorlu geçiyor.
Hastalığın ismi nereden geliyor derseniz? Hikayesi ilginç. Ebola virüsü, ilk olarak Ebola Nehri yakınındaki küçük bir köyde ortaya çıktığı için hastalığa bu nehrin adı verilmiş. Nehir kenarında başlayan bu kabus, yıllar içinde koca kıtayı etkisi altına aldı. İnsanlık bu virüsle ilk kez karşılaşmıyor, hatırlayın…
Aralık 2013’te Batı Afrika’da yeniden yayılmıştı bu virüs. Gine, Liberya ve Sierra Leone’de 2014-2017 yılları arasında yaşanan büyük salgında tam 30 bin kişiye virüs bulaşmıştı. İşin acı tarafı, hastaların 11 binden fazlası hayatını kaybetmişdi. O dönem dünya adeta nefesini tutmuş, sağlık çalışanları büyük bir mücadele vermişti. Şimdi aynı korku yeniden Kongo’da…
Ituri eyaletindeki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. 246 şüpheli vaka, 65 can kaybı… Bu sayılar daha da artar mı bilinmiyor. Sağlık ekipleri bölgede yoğun bir şekilde çalışıyor, temaslıları arıyor, hastaları izole etmeye çalışıyor. Ama işler hiç kolay değil, bölgedeki altyapı zayıf, halkın bir kısmı sağlık ekiplerine güvenmiyor.
Neyse, devam edelim. DSÖ’nün bu acil durum ilanı aslında bir anlamda uluslararası topluma “hazır olun” çağrısı. Çünkü Ebola sınır tanımaz, komşu ülkelere sıçrama riski her zaman var. 2014’deki salgında gördük ki, virüs bir anda binlerce kilometre öteye taşınabiliyor. Bir uçak yolculuğu bile hastalığın kıtalar arası yayılmasına yetebiliyor.
Sağlık yetkililerinin aktardığına göre, hastalığın bu varyantıyla ilgili henüz tam bir tedavi protokolü oturmuş değil. Bundibugyo tipi Ebola, diğer türlere göre daha az ölümcül olabilir ama yine de 65 kişinin hayatını kaybetmiş olması, kimseyi rahatlatacak bir durum değil. İnanır mısınız, bu hastalıkla mücadelede en büyük sorunlardan biri halkın korkusu ve bilgisizliği. İnsanlar kendilerini kötü hissedince sağlık merkezlerine gitmek yerine geleneksel tedavilere başvuruyor, bu da virüsün yayılmasını hızlandırıyor.
Olayın özü şu: DSÖ, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde durumun kontrolden çıktığını düşünüyor. 246 şüpheli vaka ciddi bir rakam, 65 ölüm ise buz dağının görünen kısmı olabilir. Hastalık Ituri eyaletinden başka bölgelere de sıçrayabilir, kimse bunu şu an net olarak söyleyemiyor. Gelişmeleri anbean izliyoruz, önümüzdeki günlerde vaka sayıları netlik kazanacak.
Ebola virüsü, Aralık 2013’ten bu yana Batı Afrika’da hafızalara kazınan bir kabus. Gine, Liberya ve Sierra Leone’de yaşanan o büyük felakette 30 bin kişiye virüs bulaşmış, 11 binden fazla insan ölmüştü. O günlerde dünya sağlık örgütü de benzer bir acil durum ilan etmişdi. Şimdi tarih tekerrür ediyor gibi, aynı senaryo Kongo’da yeniden yazılıyor.
Mustafa Fidan tarafından yayına alınan bu haberin kaynağı AA. Eldeki veriler şu an net: 246 şüpheli vaka, 65 ölüm, Ituri eyaleti ve ilan edilen uluslararası acil durum. Gerisi önümüzdeki günlerde netleşecek. Bakalım bu salgın nereye evrilecek, uluslararası toplum ne kadar hızlı harekete geçecek?
Kaynak: Orijinal Haber